top of page

The Grants: Lana, bu şarkının sözlerini John Denver’in “Rocky Mountain High” adlı şarkıdan ilham aldığı görünüyor. Şarkıda her koşula rağmen sevdiklerini kalbin de hissettiğini vurguluyor. Lana, şarkıda 2016’da vefat eden amcasına da saygılarını sunmayı unutmuyor. Parçanın her detayında ayrı bir güzellik var. Lana, o kadar derin cümleler kullanmış ki kalemine aşık olmamak elde değil.

 

Did you know that there’s a tunnel under Ocean Blvd: Lana, 1927’de inşa edilen tarihi Jergins Tüneli’ne atıfta bulunuyor ve şarkının sözlerin de eski albüm ve şarkılarında gönderme yapıyor. Şarkının farklı bir olaya değinmesinden etkilendim. Albümde ki favori şarkım olmasa da listemde ki yerini aldı.

 

Sweet: Albümde ki şarkılar arasında en az beğendiğim şarkı oldu. Şarkı beni tam anlamıyla içine çekemdi.

 

A&W: Lana’nın bu şarkıda annesiyle ilgili değindiği yerler gerçekten çok etkileyici. Annesinin onu terk etmesi ve anlaşamadıklarından dolayı birçok şarkısında annesini eleştirdiği gibi bu şarkısında da eleştiriyor. Aynı zaman da şarkı 2015 yapımı olan “The Diory of a Teenage Girl” filmine de gönderme yapıyor. Lana, şarkıda medya da çıkan ilişki haberlerine de değinmekten kaçınmıyor. Şarkı o kadar çok şeye değiniyor ki içinde kayboluyorsun. Aranje zaten efsane olmuş. Albümde ki en sevdiğim şarkı kesinlikle “A&W” oluyor.

lana

Grandfather please stand on the shoulders of my father while he's deep-sea fishing (feat. RIOPY): Lana, şarkıda kelebeklerin umudun sembolü olduğunu vurguluyor. Şarkının isminin anlamı çok derin gibi duruyor. İsmin de tam çözemediğim şeyler var. Lana, bu şarkıda ne demek istedi gerçekten çok merak ediyorum.

                                                           

 

Let The Light In (feat. Father John Misty): Lana, insanların söylediklerini görmezden geldiğini ve bu durumdan mutlu olduğunu belirtiyor. Şarkının bu yönden güç vermesi hoş olmuş. Kendi yolundan giderek kimsenin dediklerini takmaması ve o yol hatalı olsa bile kendin bunu öğrenmek inanılmaz bir deneyim. Bunun dışında Lana’ nın erkek vokalle uyumunu aşırı beğendim.

 

 Margaret (feat. Bleachers): Lana, şarkıda yakın arkadaşının aşk hikayesini anlatıyor ve bu şarkıyı onlara adadığını söylüyor. Şarkıyı genel olarak beğendim ama favorilerim arasına maalesef girmiyor.

 

 Fishtail: Bu şarkının aranjesine bayıldım. Albümde ki diğer şarkılardan hemen sıyrılıyor. Dürüst olmak gerekirse bu albümü diğer albümlerine nazaran biraz zayıf buldum.



Peppers (feet. Tommy Genesis): Lana, şarkıda Angelina Jolie’nin canlandırdığı Lara Croft karakterine atıfta bulunuyor. Yine diğer şarkısında ki gibi bu şarkısında da özgürlüğe değinmeden geçmiyor. Ben şarkıyı farklı buldum. Diğer şarkılara göre daha hareketli bir alt yapıya sahip olmasını da sevdim.

 

 Taco Truck x VB: Lana’nın albümünün son şarkısına gelecek olursak eğer, şarkıda medyanın olayları çarpıtmasına değiniyor. Aynı zamanda şarkıda sahnede adı “Lanita”yı da sözlerde yer veriyor. Şarkı benim favorilerim arasına kesinlikle girdi. Sakin bir şeyler dinlemek isteyenler için güzel bir albüm olmuş.

lana

Candy Necklance (feat. Jon Batiste): Şarkının piyano başlangıcına tam anlamıyla bayıldım. İnsanı rahatlatan dinleyince içine huzur veren bir şarkı olmuş. Lana’ya bir kez daha hayran kaldım.

 

Kintsugi:  Lana, aile üyelerinin kaybına üzüntüyle değiniyor. Şarkının da kasvetli havasını dinleyince hissediyorsunuz. Kinstsugi; (Japonların kırık çömlekleri, kırılan bölgeleri tozlanmış veya toz haline getirilmiş altın, gümüş veya platinle karıştırılmış cila ile onararak onarma sanatıdır.)

 

Fingertips: Şarkıda beni şaşırtan şey Lana’nın kardeşine sigara içmemesini söylemesi. Kendisinin sigara içmesine rağmen kardeşine böyle bir gönderme yapması beni şaşırttı.

 

Paris, Texas (feat. SYML): Yine aranjesiyle beni etkilemeye başaran bir şarkı oldu. Bu şarkıda daha çok ilişkiler üzerinde durması dikkatimi çekti. Zaten albümde ki her şarkının sözleri insanı uzun süre düşündürüyor.

lana
lana
bottom of page